Bu haberi 63. Sayı'da, 20. sayfada bulabilirsiniz.
Bu haber sizden önce 167 kişi tarafından okundu.
"KENDİ İŞİMİ KENDİM YAPACAĞIM” DİYEREK YOLA ÇIKTI, ŞİMDİ DÜNYANIN İŞİNİ YAPIYOR

 20. yüzyılın başlarında Osmanlı ordusu, peş peşe gelen isyanlar ve savaşlarla boğuşmaktadır. Bingazi asıllı Ömer Efendi, işte böyle bir dönemde Deniz Harp Okulu’nu bitirir ve Osmanlı Ordusu’na deniz subayı olarak katılır. 1911 yılında İtalyanlar Trablusgarp’ı işgal edince, iki kardeşiyle birlikte bizzat Enver Paşa tarafından cepheye gönderilir...

Savaşın ardından, kardeşleriyle, işgale direnen çetelerle birlikte mücadeleye devam ederler. Direniş sırasında iki kardeşi yakalanır ve idam edilir. Kendi de idama mahkum edilen Ömer Efendi, canını zor kurtarır ve Bingazi çöllerini aç susuz geçerek Kahire’ye varır. Kahire’den kaçak olarak bindiği bir Yunan gemisiyle İzmir’e döndüğünde yıl 1924’tür. İzmir’e yerleşen Ömer Efendi 1927 yılında Girit asıllı Saffet Hanım ile evlenir ve bu evlilikten dört çocukları olur. İzmir’e geldiğinde maddi sıkıntılar yaşayan Ömer Efendi, iş bulmak umuduyla Enver Paşa’nın kardeşi Nuri Paşa’nın yanına bile gider, fakat o da ilgilenmeyince adeta kahreder ve İzmir Çamaltı Tuzlası’nda çalışmaya başlar.

“Ağlama oğlum, benim ekmeğim var”

Ömer ve Saffet çiftinin üçüncü çocukları olan Aziz Üstünkarlı 1933 yılında dünyaya gelir. Küçük Aziz ilkokul birinci sınıfı Bayraklı Turan’da okuduktan sonra Karşıyaka’da okula devam eder. Babası Çamaltı Tuzlası’nda işe başlayınca eğitimini orada sürdürür ve ilkokulu Çamaltı Tuzlası’nda bitirir. Aziz Üstünkarlı’nın ilkokul yılları, İkinci Dünya Savaşı nedeniyle ekonomik koşulların oldukça ağır olduğu yıllara rastlar. O dönemlerde büyük sıkıntılar çektiklerini belirten Aziz Üztünkarlı, “Dördüncü sınıftayken bir gün ekmek karnem sert bir rüzgarda elimden uçtu ve denize düştü. Sudan alamayınca, kayaların arasında ağlamaya başladım. Geç kalınca babam merak etmiş, geldi buldu beni. ‘Ağlama oğlum, benim ekmeğim var’ dedi.”diyor.

17 yaşında şef olur

İlkokulun ardından Mithat Paşa Sanat Okulu’na yazılır. Okulun ikinci yılında çekilen kura ile dökümcülük bölümüne devam etmesi gerekir. Fakat Aziz Üstünkarlı dökümcülüğü hiç sevmez ve okulu üçüncü sınıfta bırakır. Okulu bırakmasına üzülen babası, “Oğlum oku, elinde bir diploman olsun.” deyince, “Diploma falan istemiyorum, ben tornacı olacağım!” der ve Çamaltı Tuzlası’na geri döner. 1950 yılında Çamaltı Tuzlası’nın atölyesinde çalışmaya başlar. Bir süre sonra atölyenin şefi İstanbul’a tayin olunca 17 yaşında atölyeye şef olur. Meraklı ve çalışkan bir gençtir Aziz Üstünkarlı, Çamaltı Tuzlası’nda çalıştığı yılarda gazlı çakmaklar dahi yapar ve arkadaşlarına dağıtır.

“Aç da kalsam, susuz da kalsam kendi işimi kendim yapacağım.”

Atölyede güzel işler yapmaktadır, fakat siyasi nedenler yüzünden haksızlığa uğrar. Tüm çalışanlara 10 kuruş zam yapılırken kendisine bir kuruş zam yapılmasına tahammül edemez ve işi bırakmak ister. Babasının, “Evladım İzmir’e gidersen aç kalırsın.” sözlerine de kulak asmaz; “Aç da kalsam, susuz da kalsam kendi işimi kendim yapacağım!” der babasına. O zamanlar çok iyi olmasa da tornacılık becerisi de vardır ve kendine güvenmektedir. Çamaltı’ndan İzmir’e dönen Aziz Üstünkarlı, burada İbrahim Zorlular adlı bir ustanın yanında 1954 yılında çalışmaya başlar. Burada ustasıyla birlikte çok güzel işler yapar. Torna tezgahları, frezeler, vargel tezgahları, planyalar ve bıçkı makineleri üretirler. Askerlik çağı gelen Aziz Üstünkarlı askerliğe gider ve dönüşte tekrar ustasının yanında çalışmaya başlar. Bir süre sonra dükkanın bütün sorumluluğunu üstüne alacak kadar işi öğrenir.

Bıçkı makineleri yapımı başlar

1963’e kadar ustasının yanında çalışan Aziz Üstünkarlı’nın yaşamını değiştirecek olan teklif 1963 yılında gelir. Üç arkadaşı bıçkı makineleri yapmak istediklerini ve kendisinin de onlarla çalışmasını arzuladıklarını söyler. Bunun üzerine bir sözleşme yaparlar ve “Aziz Üstünkarlı ve Ortakları” adı ile çalışmaya başlarlar. İşler iyi gider ve üretim adetleri artmaya başlar. Bu dönemde 1966 yılında evlenir Aziz Üstünkarlı. Bir süre sonra ortaklarıyla yaşadığı anlaşmazlıklar sonucunda işi bırakır ve kendi yerini açmaya karar verir.

Kendi işini açması için ise arabasından başka sermayesi yoktur. Arabasını 30 bin liraya satarak sermaye yapar ve 1968 yılında Eşrefpaşa Yağhaneler’de kendi atölyesini açar. Aziz Üstünkarlı kendine ait ilk atölyesini açtığı yıl aynı zamanda ilk çocuğu Nezih Üstünkarlı’nın dünyaya geldiği yıl olur. Bu atölyede küçük çaplı bıçkılar yapmaya başlar ve ürettiği bıçkılar çok büyük talep görür. Öyle ki parayı peşin verip altı ay sonra sıraya giren müşterileri dahi olur. İşler bu şekilde daha da büyür ve bir süre sonra yeni bir yere geçme ihtiyacı doğar. Bunun üzerine, ortaklık yaptığı dönemden kendi payına kalan Karabağlar’daki iki dönüm arazi üzerine 1973 yılında yeni bir atölye yapar Aziz Üstünkarlı. O zamanki atölyelere göre oldukça büyük bir yer açtıklarını belirten Aziz Üstünkarlı, “O atölyeye gezer vinci koyduğumda arkadaşlar, ‘nereye gittin, Avrupa’da mı gördün?’ diye takılıyordu. O derece küçüktü bu işler.” diyor.

“Git çalış, kazan, öde”

1970’li yıllarda, Aziz Üstünkarlı’nın çocukları da yavaş yavaş işe merak salmaya başlar. Büyük oğlu Nezih Üstünkarlı henüz ilkokula giderken tatillerde babasının yanında çalışmaya başlar. Makine mühendisi olan küçük oğlu Enis Üstünkarlı da bugün imalatın başında.  Ailesinden bahsederken “Üç oğlum var!” diyor Aziz Üstünkarlı; damadını çocuklarından ayırt etmiyor. Yüksek ticaret okulu mezunu damadı Kemal Meral de Üstün Isıtma’nın genel müdürü olarak görev yapıyor.

Kazandığı parayı sürekli yeni yatırımlara harcar Aziz Üstünkarlı. En kötü günlerde bile işten adam çıkarmaz. Mal verdiği müşterileriyle de iyi ilişkileri olur Aziz Üstünkarlı’nın. Banka kredisiyle makine alan, fakat nakliye parası dahi kalmayan müşterisine, parasını geri verip, “Git çalış, kazan, öde!” dediği bile olur… “Bugün olsa yine yaparım!” diyor Aziz Üstünkarlı.

1975 yılına gelindiğinde Üstünkarlı Makine Sanayi, İzmir’in en çok vergi veren firmalarından biri konumundadır. 1986 yılında bir arkadaşının Gölcükler tarafında yeni açtığı tavuk çiftliğini gezmeye gelir. Arkadaşını çiftliğinin yanındaki arazileri beğenir ve satın alır.  Bu araziye başlangıç için 2 bin metrekarelik bir fabrika inşa eder.

Hannnover Fuarı ile dünyaya açılır

Üstünkarlı Makina’nın yurt dışına açılması, 1993 yılında Hannnover Fuarı ile gerçekleşir. Başlarda makinelerine kimse bakmaz “Türk Malı” diye. Fakat bu ilk tanışmanın üzerinden çok geçmeden tüm Avrupa Üstünkarlı markasını tanır. Hannover Fuarı’nın yurt dışına açılmalarında dönüm noktası olduğunu belirten Aziz Üstünkarlı, “2011 yılında fuara yeniden gittim. Oğullarım ve yanlarında beş tane Alman mühendis ziyaretçilere makinelerimizi anlatıyordu. 1993’te yüzümüze bakmayan firmalar standımızda sıraya girmişlerdi. Nereden nereye geldik diye düşündüm, göğsüm kabardı.” diyor.

1993 yılı aynı zamanda “Üstün Isıtma Limited Şirketi”nin açıldığı yıl olur. İzmir Yazıbaşı’ndaki fabrikada üretime başlayan şirket, “Termopan” markasıyla panel radyatörleri üretimine başlar. Üstün Isıtma bugün, 15 bin metrekare kapalı alanda 100 uzman çalışanı ile faaliyetlerine devam ediyor ve dünyanın dört bir yanına ihracat gerçekleştiriyor. Ege Sanayi Odası tarafından 2007 yılında istihdamda üçüncü olarak ödüllendirilen firma, tam otomasyon bazlı modern üretim tesislerinde yüksek kalitede yıllık 1 milyon 250 bin adetlik üretim gücüne sahip.

Karlı Orman Ürünleri kurulur

1998 yılına gelindiğinde Aziz Üstünkarlı işleri tamamen çocuklarına devreder. İnşaat mühendisi olan büyük oğlu Nezih Üstünkarlı genel müdür olarak; küçük oğlu Enis Üstünkarlı da imalat müdürü olarak firmanın 2000’li yıllarına yön veriyor. 2000’li yıllar krizlerle anılmasına rağmen Üstünkarlı Makina büyümeye devam eder. Panel radyatör ve kat kaloriferi imalatında ek yatırımlar yapılır ve bugünkü kapasitelere ulaşılır. Aynı dönemlerde Aziz Üstünkarlı’nın yeğeni olan Ajlan Sunsal kayın kereste işiyle uğraşmaktadır. Aziz Bey çocukları ile görüşerek bu kereste işine yatırım yapılmasını ve Ajlan Sunsal’a ortak olarak işlerin hacminin büyütülmesini önerir. Bu şekilde başlayan ortaklıkla Karlı Orman Ürünleri kurulur. Karlı Orman Ürünleri firması, günümüzde Pancar Organize Sanayi Bölgesi’nde 6 bin metrekare kapalı modern tesislerinde, kereste ticaretinin yanı sıra; “Karlamin Lamine Ahşap” ve “Ena Sandalye”, markaları ile Türkiye ve yurt dışında hem bitmiş ürün hem de birçok bilinen markaya mamul ve yarı mamul tedarikçisi olarak çalışmaya devam ediyor.

Romanya pazarında büyüdüler

1990’lı yıllarda Romanya çok ciddi bir pazar olur Üstünkarlı Makina için. Bu sebeple 2008 yılında Bükreş’te ağaç makineleri satışı yapan Optimal Invest adındaki firmayı tamamen satın alırlar. Ayrıca 2009 yılında aynı amaçlarla Romanya pazarında grubun ürettiği malların pazarlamasına yardımcı olmak amacıyla “Üstünkarlı Comert” adı altında ikinci bir ticari şirket kurulur. Bu şirketler grubun ürettiği makineleri Romanya pazarına satarken aynı zamanda Uzakdoğu ve Avrupa menşeli diğer makine gruplarını da temsil ediyor.

Ayrıca 2012 yılında Romanya’da bir kereste fabrikası kurulması kararı alan şirket yönetimi, 2012 yılı sonunda tamamen kendi ürettikleri makinelerle 45 dönümlük bir alanda tesisi hizmete sokar. Bu tesis, Karlı Orman Ürünleri firması için gerekli olan bir kısım hammaddenin teminini ve şirketin Çin, Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Avrupa pazarlarına kayın kereste satışını sağlıyor. Temelleri Aziz Üstünkarlı tarafından küçük bir atölyede atılan Üstünkarlı Grup, bugün yurt içinde 300, yurt dışında 25 olmak üzere 325 çalışanı ile Aziz Üstünkarlı ismini ve kalitesini layıkıyla devam ettirmeye çalışıyor.

Resimaltları 

AZİZ ÜSTÜNKARLI 25 İNÇ SU POMPASI İŞLERKEN (1954)

AZİZ ÜSTÜNKARLI KENDİ ATÖLYESİNDE MARANGOZ MAKİNELERİ PARÇALARINI İŞLERKEN İZMİR YAĞHANELER’DEKİ ATÖLYEDE. (1963)

KARABAĞLAR’DAKİ ATÖLYEDE HIZAR MAKİNELERİNİ TOPLARKEN. (1969) 

İLK PNÖMATİK TOMRUK ARABASININ KURULDUĞU ERGENÇ KERESTE FABRİKASI (1972)

AZİZ ÜSTÜNKARLI


TÜM HABERLER
ajans365.com.tr