Bu haberi 64. Sayı'da, 18. sayfada bulabilirsiniz.
Bu haber sizden önce 141 kişi tarafından okundu.
RÜYASINDA GÜN DOĞUMUNU GÖRDÜ ŞAFAK MAKİNA DOĞDU

Tokatlı çiftçi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Ali Fethi Çatalay; imkansızlıklar sebebiyle ilkokuldan sonrasını okuyamaz fakat okur yazarlığa düşkünlüğü sebebiyle çevresini kendisine hayran bırakan, bir defter dolusu şiire sahip bir genç adam haline gelir. Genç yaşta evlenir ve iki yıl sürecek askerliğini İzmir’de yapar. Bu çok beğendiği şehirde yaşamaya karar veren Çatalay, eşi Meliha Hanım’ı da alarak İzmir’e yerleşir. Ancak Tokat’ın karasal ve kurak ikliminde yetişen Meliha Hanım İzmir’in sıcak ve nemli havasına alışamaz ve bir süre sonra hastalanır. Eşi rahatsızlanan ve İzmir’de düzenli bir iş tutturamayan Fethi Çatalay fırsatlar şehri İstanbul’a taşınmaya karar verir…

 

Ressamlık ve fotoğrafçılık yaptı

Beşiktaş’ta ahşap bir eve yerleşen Ali Fethi Çatalay, geçimini sağlamak için resim yapmaya başlar. Çocukluğundan beri resim yapmaktadır ve eli yatkındır ancak resim yaparak ailesinin geçimini sağlayamayacağını anlar. Resim yapmaktan vazgeçen Çatalay, körüklü bir fotoğraf makinesi alır ve ünlü “İstanbul hatırası” fotoğrafları çekmeye başlar. Bu dönemde Çatalay çiftinin peş peşe iki çocukları olur. İlk çocukları Şenay 1950’de; hemen ardından ikinci çocukları Dündar Çatalay ise 1951’de dünyaya gelir. Çocuklar büyüdükçe ailenin ihtiyaçları da artmaya başlar. Fotoğrafçılıktan gereken parayla geçinemeyen Ali Fethi Çatalay, bir arkadaşının tavsiyesi ile atölye kurup yan sanayi üretimi yapmaya karar verir.

 

Karanlıktan aydınlığa çıkan yeni bir sayfa

Ancak bir torna makinesine sahip olmak o kadar kolay değildir. Çatalay çiftinin elinde düğünde takılan altınlardan başka sermaye yoktur. Meliha Hanım altınları satmayı önerir. Ali Fethi Çatalay geri ödemek kaydıyla altınları alsa da bu para torna makinesi almaya yetmez. Tam bu noktada devreye devlet yardımı girer ve bu sayede Çatalay parayı tamamlar. 23 Şubat 1955 yılında Burla Biraderler’den 8 bin 500 liraya ilk üniversal torna tezgahını alır. Bu tezgah şu an Şafak Makina’nın Samandıra’daki 11 bin metrekarelik modern üretim tesisinin girişinde faturasıyla birlikte sergileniyor. Firmanın üçüncü kuşağından Serhan Çatalay, “Bu tezgah bize, şirketin nasıl başladığını ve ne zorluklarla bugüne gelindiğini anlatıyor.” diyor. Tezgahın alındığı gün rüyasında gün doğumunu gören Ali Fethi Çatalay, bunu karanlıktan aydınlığa çıkacakları yeni bir sayfa olarak değerlendirir ve atölyenin ismini “Şafak” koyar.

 

Isınmak için halıya sarıldılar

Ali Fethi Çatalay, atölyesinde ilk olarak kapı kilidi üretmeye başlar. İlk müşterilerinden biri ise kilit fabrikası kuran kardeşi Selahattin Çatalay olur. Ali Fethi Çatalay 1960’a kadar ağırlıklı olarak kilit üretimine devam eder. Bu arada 1956’da Serdar, 1961’de ise Erdal Çatalay aileye katılmış, aile büyümüştür. 27 Mayıs darbesi sonrasında ülkenin içinde düştüğü ekonomik istikrarsızlık ve aile nüfusunun artışı Çatalay çiftini zor duruma sokar. Öyle ki, gün gelir yakacak bulmakta bile zorlanırlar. Soğuk havalarda ısınabilmek için üzerlerine halıyı çektikleri günler olur. Çatalay ailesi tam bir dibe vuruş yaşar. Hem aile hem de Şafak Makina’nın geçirdiği bu zorlu süreç, otomotiv yan sanayisine parça üretiminin başlamasıyla son bulur.

 

Otosan’la yükselişe geçtiler

1970’lerin başına kadar düşe kalka ilerleyen Şafak Makina, Otosan’a iş yapmaya başlayınca yükselişe geçer. Otosan’a somun, cıvata ve rakor üretmeye başlayan firmanın imalat hattı talebe yetişmeyince, yeni makineler alınır. Bir süre sonra küçük atölye de yetmez olur. Daha büyük bir yere geçmeleri gerektiğinin farkında olan Ali Fethi Çatalay, Ümraniye’den arsa alır ve buraya yaptığı yığma binaya taşınır. 150 metrekarelik atölyenin üst katı da Çatalay ailesinin yeni evi olur. Çocuklar bir yandan okula giderken, diğer yandan alt katta bulunan atölyede yetişmeye başlarlar. 1978 yılında Ali Fethi Çatalay geçirdiği kalp krizi sonucu hayata veda eder. Bu tarihten itibaren Şafak Makina’nın kaptanlığına en büyük oğlu Dündar Çatalay geçer.

 

Tezgahı sesinden tanıyor

Küçük yaştan itibaren makine tozu yutan Dündar Çatalay, çok iyi bir torna ustası ve mekanikçi olmuştur. Öyle ki, sadece sesini dinleyerek bir makinenin durumunu anlayabilir. Bu özellikleri, şirketi başarılı şekilde yönetmesinde çok faydalı olur. Bir süre sonra Uludağ Üniversitesi İşletme Bölümü’nden mezunu Serdar ile teknik eğitim almış olan Erdal Çatalay’ın da firmada çalışmaya başlamasıyla işler iyice yoluna girer. İşletme mezunu Serdar Çatalay finansmanı ve parayı yönetirken, makine ve üretim kısmını Dündar ve Erdal Çatalay üstlenir. Zor günlerden geçmiş ve sürekli mücadele içinde olmuş üç kardeşin uyumlu çabaları Şafak Makina’nın yükselişini hızlandırır.

 

Duvar yıkıldı, Şafak Makina dünyaya açıldı

1989 yılına gelindiğinde Şafak Makine üretim hattını Dudullu’daki İMES Sanayi Sitesi’ne taşır. 1989’da Berlin Duvarı’nın yıkılmasıyla, Şafak Makina da yurt dışına açılarak yeni bir döneme “Merhaba!” der. Hannover’deki makine fuarına katılan Çatalay kardeşler, yeni firmalarla tanışırken dünyada sektörle ilgili gelişmeleri de öğrenme fırsatı bulur. 1990 yılında Tayvan’da düzenlenen fuara katılma kararı ise firmanın dönüm noktalarından biri olur. Tayvan’lı sanayi devi Jinn-Fa ile distribütörlük anlaşması imzalayan Şafak Makina, CNC torna makinelerini Türkiye’ye getiren ilk firmalardan biri olur.

 

2001 krizine borçlu yakalandılar

1989-1998 arasında Dudullu’daki yerlerinde üretim ve satış devam eder. Ancak firmanın yurt dışına açılması, üretimin artması ve alınan distribütörlüklerle yeni ve daha büyük bir fabrika ihtiyacı doğar. 1996 yılında yapımına başlanan fabrika, 1998 yılında tamamlanır. Şafak Makina, alınan yeni ve son teknoloji makinelerle birlikte, şimdiki yerleri olan 10 bin 500 metrekare kapalı alana sahip fabrikaya taşınır. Şafak Makina’nın hızla büyüdüğü bu dönem, 17 Ağustos 1999 gecesi saat 03.02’de tüm Türkiye’yi sarsan depremle son bulur.

Deprem sonrasında işlerin durma noktasına yaklaşması, yeni fabrika için yüklü miktarda borca giren şirketi zor durumda bırakır. Fakat asıl darbe, 19 Şubat 2001’deki MGK toplantısında Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer’in, Başbakan Bülent Ecevit’e anayasa kitapçığı fırlatmasıyla gelir. Türkiye, tarihindeki en büyük ekonomik krizlerinden birini yaşarken Şafak Makina da bundan payını alır…

 

Şafak’ın günü aydınlanıyor

Farklı bankalara yüklü miktarda kredi borcu olan Şafak Makina zorlu günler geçirmektedir. Alacaklı bankalar ve haciz memurları fabrikanın kapısına dayanır. Borçlarını ödeyeceklerini söyleseler de bir şey değişmez. İplerin iyice gerildiği bu dönemde, İş Bankası yardımlarına koşar ve borçları taksitlendirerek Şafak Makina’ya rahat bir nefes aldırır.

O günlerin üç kardeşi de çok yıprattığını belirten Serhan Çatalay, “Yoruldular, hastalandılar ama pes etmediler. Çok çalıştılar ve Şafak Makina’yı kurtardılar.” diyor. Yaşanan bu büyük krizin ardından tekrar işe sarılır Şafak Makina; Otosan, Isuzu ve Otokar gibi büyük isimlere yan sanayi otomotiv parçası üretimine devam eder. Aynı zamanda yurt dışı bağlantılarını da artıran firma, 2002’de yan sanayi parça üretiminde dünya devi Amerikalı Eaton ile büyük bir anlaşma yapar. Şafak Makina’nın üzerindeki kara bulutlar bu anlaşma ile dağılır. Krizden fazlaca nasiplerini aldıkları bir dönemde yanlarında olan kurumlara çok şey borçlu olduklarını belirten Serhan Çatalay, “Bu yüzden babalarımız ahde vefa gösteriyorlar. Bazı alışkanlıklar bizde aile geleneği gibidir.” diyor.

 

Büyümeye devam ediyor

İki yıllık zorlu dönemin ardından firma 2003’te tekrar yükselişe geçer. Borçlar kapatılır ve bir bölümü boş olan üretim hattı tamamen dolar. Bu arada üçüncü jenerasyon da işin içine girmeye başlar. Aile şirketi olan Şafak Makina aynı zamanda profesyonel yöneticilerle çalışmaktan da vazgeçmez.  Bugün özellikle ticari büyük araçlara komple motor grupları, emniyet ekipmanları, CNC torna ve boru bükme makineleri üreten Şafak Makina; İngiltere, ABD, Almanya, Çin ve Fransa gibi sanayi devi ülkelere ihracat yapıyor. Ford tarafından verilen Q1 (kalite 1) belgesine sahip şirket, 300 personeliyle 1000’in üzerinde değişik parça üretiyor. Geçen yılki cirosu 35 milyonu bulan Şafak Makina’nın müşterileri arasında Ford, Isuzu, Eaton, Bosch, Uzel, Temsa ve Peugeot-Karsan, MAN gibi dünya çapında firmalar var. Yeni bir alan olarak denta tezgah üretimine başladıklarını belirten Serhan Çatalay, “Beş eksenli olan bu makine, tarayıcısı sayesinde ağza tam oturan ve insanın orijinal dişi gibi sonuçlar ortaya koyacak nitelikte işleme yapabiliyor.” diye belirtiyor. Samandıra’daki tesise de sığamayan Şafak Makina, Düzce’de yapılan 24 bin metrekarelik yeni yerine geçmek için gün sayıyor.


TÜM HABERLER
ajans365.com.tr