Bu haberi 65. Sayı'da, 18. sayfada bulabilirsiniz.
Bu haber sizden önce 70 kişi tarafından okundu.
TESTEREDEN KAĞIT KESME MAKİNELERİNE

Büyükkaynak ailesi Konya’nın eski ailelerindendir. Ailesinin geçimini ayakkabı tamirciliği ile sağlayan Ahmet Büyükkaynak maddi zorluklar nedeniyle Nail, Mehmet ve Süleyman adlı üç oğlunu küçük yaşlarda çırak olmaları          için sanayiye gönderir…

Meslek lisesi mezunu olan Nail Büyükkaynak sanayide bir atölyede çalışırken, kardeşleri Mehmet ve Süleyman Büyükkaynak kendilerine küçük bir dükkân açar ve orada çalışmaya başlarlar. Nail Büyükkaynak çalıştığı dükkânın tüm işlerini sırtlanmış gece gündüz çalışırken bir gün ustası yeni makineler alınca, “Usta sen bunları aldın ama ben ne yapacağım, benim istikbalim ne olacak?” diye sorar. Ustası, “Senin istikbalinden bana ne!” deyince çok kırılır ve ustasına ayrılmak istediğini söyler. Ustası yapma, gitme dese de dinlemez ve kardeşleriyle birlikte kendi dükkânlarını açmaya karar verirler.

Kendi testerelerini kendileri yaparlar

Üç kardeş, o zamanlar Bulgur Tekkesi olarak bilinen, şimdi şehrin tam merkezindeki Aziziye Camii’nin orada 50 metrekarelik ilk tornacı dükkânlarını 1959 yılında açarlar. Dükkânı açarlar fakat çok ilkel bir tornadan başka hiçbir malzemeleri yoktur. Bir gün kullandıkları bir malzemenin kesilmesi gerekince ağabey Nail Büyükkaynak, kardeşi Mehmet’e parçayı tanıdıkları bir ustaya kestirip gelmesini söyler. Mehmet Büyükkaynak malzemeyi götürür fakat götürdüğü usta para olmadan malzemeyi kesmeyeceğini söyleyince çok bozulur. Parçayı kestirmeden döner ve durumu ağabeyine söyler. Nail Büyükkaynak haksızlığa gelemeyen, eyvallah etmeyen biridir, “Malzemeyi buraya koy, bunu kesecek testereyi kendim yapacağım.” der.  Ve kafa kafaya vererek kendi testerelerini kendileri yaparlar. Bu ilk testereyi hatıra olarak uzun süre saklarlar. Daha sonra kayışlı kasnaklı bir torna alırlar. İmkânların çok kısıtlı olduğu bir dönemdir. Sanayi de herkes gittikten sonra uzun milleri caddeye çıkarır ve torna işlerini öyle yaparlar. Büyük yokluklar çektiklerini belirten Sami Büyükkaynak, “Birkaç makinede sadece bir motor bulunuyordu. Bir motorla hem torna, hem planyayı çalıştırırdık. O zorluklar içinde lastik kaplama makineleri ve marangoz makineleri gibi farklı makineler yaptık.” diyor.

İki gece uyuyamazlar

Zamanla bulgur tekkesindeki dükkân küçük gelmeye başlayınca, Meram eski yol üzerinde şehir merkezinden uzak bir yerde 1000 metrekarelik bir yer alırlar. Buranın 150 metrekaresini kapatarak çalışmaya başlarlar. Yeni yere geçiş sürecinde kardeşlerden biri Bulgur Tekkesi’ndeki dükkânda, diğeri de Meram’da açılan atölyede çalışır. Yeni atölyeye geçtikleri dönemde İstanbul’dan yeni bir torna alırlar. İstanbul’dan gelen bu yeni torna makinesine çok sevinir iki kardeş, iki gece uyuyamazlar… Bir süre sonra Bulgur Tekkesi’ndeki dükkânı kapatır ve malzemeleri Meram’daki yeni atölyeye taşırlar. Meram yolu üzerindeki atölyenin evlerine çok uzak olduğunu söyleyen Sami Büyükkaynak, “Evimizle atölye arasında 10 kilometre kadar mesafe vardı. O yüzden bisikletle gidip gelirmiş babamlar ama bisikletlerinin freni bile yokmuş. Kış günlerinde yürüme gider gelirlermiş. Zamanla işleri büyütmüşler ve bir araba almışlar.” diyor.

İlk kağıt kesme makinesi yapılır

Üç kardeş çalışmaya devam ederken, Türkiye’de kağıt kesme makinelerinde bir boşluk olduğunu görür ve kağıt kesme makinesi yapmaya karar verirler. 1968 yılında ilk kez motoru olmayan, tamamen kol gücüyle çalışan 57’ye 82 diye tabir edilen kâğıt kesme makinesini yaparlar. Yaptıkları bu ilk makine piyasada epey tutulur ve Türkiye’nin farklı illerinden siparişler almaya başlarlar. İşler açılınca bu kez aynı makinenin motorlusunu da yaparlar. Bir süre sonra makine için Konya dışından telefonlar gelmeye başlar fakat kendi telefonları yoktur ve komşularının telefonunu kullanmaktadırlar. 10 yıl önce yazıldıkları telefon henüz çıkmamıştır. Tam bu süreçte bir gün haber gelir, telefon çıktı diye. Telefonun gelmesine çok sevinen Mehmet Büyükkaynak, o gün kıbleye değil telefona doğru namaza durur yanlışlıkla. “Kıbleyi bile şaşırdım bu telefon yüzünden” der.

İşleri çocuklara bıraktılar

Bu sırada çocuklar da yetişmeye başlamıştır. 1973 yılında ilkokulu bitiren Sami Büyükkaynak atölyede çırak olarak çalışmaya başlar. Sami işe başladığında amcaoğlu askerdedir. 1975’te amcaoğlu da askerden gelir ve beraber çalışmaya başlarlar. Fakat henüz söz sahibi değillerdir. Hatta yazıhaneye bile giremezler. İşi iyi öğrenmeleri için bütün tezgâhlarda çalıştırılırlar. 1980’lere bu şekilde gelirler. 1980 darbesinde sonra belirsiz bir dönem başlar ve firma bu yıllarda fazla bir gelişme gösteremez. Aynı modelleri yapmaya devam ederler. Bu durgun yıllarda Sami Büyükkaynak askere gider. Askerden döndüğünde ise artık Özallı yıllar başlamak üzeredir. Talepler ve teknolojiler gelişmeye başlar. 1990’lı yıllara yaklaşılırken önce amcası sonrada babası firmadan ayrılır ve işi çocuklarına bırakırlar.

Amcaoğlu ile yolları ayrılır

Teknoloji geliştikçe daha hassas makineler talep edilmeye başlanır. Bunun üzerine iki amcaoğlu programlı makineler yapmaya karar verirler ve bu makineleri yaparlar. Bu makine ile birlikte firma Tüyap’ta düzenlenen ikinci matbaa fuarına katılır. Bu fuar aynı zaman da firmanın katıldığı ilk fuardır. Yaptıkları makine çok ilgi görür ve firmanın üç yıllık imalatını kapatacak kadar sipariş alır. 1992 yılına gelindiğinde amcaoğlu devam etmek istemez ve ayrılır. Sami Büyükkaynak tek başına devam eder. Amcaoğlunun ayrılmasının ardından Sami Büyükkaynak makinelerini de yenilemek ister. Bu dönemde bir arkadaşından borverk tezgah alır. Borverk tezgahla birlikte bütün işleri değişir. İşler çok iyidir ve makine isteyenlere en az 3-4 ay sonraya sıra vermektedirler. Tam makinelerin tutulduğu bu dönemde 1994 yılında ekonomik kriz patlak verir. Yine de mali açıdan çok sıkıntı çekmez Sami Büyükkaynak, çünkü hammadde stokları yeterlidir. Nisan ayı itibariyle satışlar dursa da 25 kişilik ekibinden hiç kimseyi çıkarmaz. Bu dönemde otuzun üzerinde makine stok ederler.

Kosgeb’in teklifi her şeyi değiştirir

İşlerin adeta durduğu bu dönemde Kosgeb’ten gelen bir teklif firmanın bütün kaderini değiştirir. Kosgeb’te çalışan arkadaşları, Sami Büyükkaynak’a Suriye’de düzenlenecek olan fuara katılmasını söylerler. Bunun üzerine Şam’da düzenlenecek uluslar arası fuara katılmaya karar verir Sami Büyükkaynak. Babası, terör olayları nedeniyle Suriye’ye gitmesini istemese de, Kosgeb’teki arkadaşlarına söz verdiği için kararından vazgeçmez ve fuara katılır. Fuarda tanıştığı bir Suriyeli, makinelerini satmak istediğini söyler ve Sami Büyükkaynak da bu teklifi kabul eder. O güne kadar ihracat yapmamış olan firma, bu tarihten sonra yurt dışına makine satmaya başlar. Şam fuarı, Kaym Makine’nin katıldığı ilk uluslar arası fuardır ve bu fuarda elde ettikleri başarının ardından Mısır ve Irak fuarlarına da katılırlar. Katıldığı fuarlardan çok etkilenen Sami Büyükkaynak sürekli yeni projeler düşünür ve daha büyük makineler yapmak ister. Daha büyük makineler yapmaya başladığında başlarda kimse Avrupa ayarında makineler yapabileceğini düşünmez. Fakat o aldırmaz ve üretmeye devam eder.

“Bir ülkede matbaa az ise kitap da, defter de, üretim de azdır”

Kaym Makine 1999 yılında Büsan Özel Organize Sanayi Sitesi’ndeki yerine taşınır ve faaliyetlerine burada devam eder. 2004’te katıldığı bir fuardan sonra Yunanistan’a ve Portekiz’e makineler sattığını söyleyen Sami Büyükkaynak, “Oralarda sanayi olmadığını anladım. Çünkü matbaa bir ülke için kitap, defter, üretilen mallara ambalaj gibi birçok şey demektir. Bir ülkede matbaa azsa kitap da, defter de, üretim de azdır.” diyor.

1500 Metrekarelik tesislerinde çalışmaya davam eden Kaym Makine, ayrıca ortak olduğu başka bir firma ile asansör makinelerinin şanzıman kısımlarını üretiyor. Bunun yanı sıra strafor, dilme ve kesme makineleri de üretiyor. Kaym Makine yakın zaman önce Türkiye’de şimdiye kadar yapılmamış bir kağıt kesme makinesi için Kosgeb’e başvurmuş. Başvurdukları bu yeni makinede asansör sistemi geliştirmişler ve bu makineyi de başarıyla üretmişler. Türkiye’nin birçok yerine matbaa makineleri sattıklarını ve sektörün kendilerini çok sevdiğini belirten Sami Büyükkaynak, “Matbaacılarla bir aile gibi olduk. Biz hiçbir zaman için rehavete kapılmadık, hep yenilikleri takip etmeye çalıştık. Yurt dışındaki gelişmeleri takip ettik ve Ar-Ge yatırım yaptık. Bugün iş yerimiz devam ediyorsa Ar-Ge’ye yatırım yaptığımız içindir.” diyor.


TÜM HABERLER
ajans365.com.tr