Bu haberi 68. Sayı'da, 18. sayfada bulabilirsiniz.
Bu haber sizden önce 22 kişi tarafından okundu.
ZORLUKLARDAN YILMADILAR HEP BİRLİKTE BAŞARDILAR ‘KAMSAN’

Bursalı koyun kâhyası Galip Kahyaoğlu’nun ilk çocuğu Nihat, 1929 yılında dünyaya gelir. Aileyi mutluluğa boğan küçük Nihat, büyüdükçe babasına çiftlik işlerinde yardım etmeye başlar; fakat geleceğe dönük planları arasında çiftçilik yapmak yoktur…

 

Çocukluk yıllarını Bursa’daki çiftliklerinde babasına yardım ederek, hayvancılık ve tarımla uğraşarak geçirir küçük Nihat. İkinci Dünya savaşı yıllarında koyun kâhyalığını bırakan Galip Kahyaoğlu Nihat’ı Sanat Okulu Torna Tesviye Bölümü’ne kayıt ettirir. Sanat okulunu bitiren Nihat Kahyaoğlu Türkiye’nin ilk çamaşır makinesi fabrikası olan Tolon fabrikasında tornacı olarak çalışmaya başlar. 1949 yılında askere giden Nihat Kahyaoğlu, iki yıl süren askerliğin ardından memleketine döner ve bir süre daha Tolon fabrikasında çalışmaya devam eder. Mesleği iyice öğrendikten sonra kendi işini yapmak ister ve 1956 yılında Kapalı Çarşı’da tuttuğu 25 metrekarelik küçücük dükkânında ilk atölyesini kurar. Zincir ve zincir makinelerinin yapımı ile başlayan ilk üretim çabalarına sonradan marangoz makineleri de eklenir.

İlk atölyesi kül olur

İşler yavaş yavaş büyürken, 24 Ağustos 1958 tarihinde yaşanan büyük bir felaket genç Kahyaoğlu’nun işlerini olumsuz etkiler. Sahaflar çarşısı esnafından olan Ciltçi Cavit Çemrek’in dükkanında devrilen gaz ocağı, Bursa tarihine “Kapalı Çarşı Yangını” olarak geçecek felakete yol açar. 2 bin 500 dükkan ve 25 ev, 12 saat süren yangın sonucu kül olur. Bütün dükkan sahipleri gibi Nihat Kahyaoğlu da makinelerini ve atölyedeki diğer mallarını yangının alevlerinden kurtarmaya çalışır. Katırlar yardımıyla makinelerini taşımayı başarır ancak 25 metrekarelik gençlik hayali atölyesi kül olmuştur. Makineleri bir zamanlar dut bahçelerinin olduğu Genç Osman’daki çiftliklerine taşır ve burada tekrar üretime başlar.

 

Halk Bankası kredisi ve 1970 devalüasyonu

Yangının yaralarını kısa sürede saran Nihat Kahyaoğlu, işlerini yeniden yoluna koyar ve büyümenin yollarını arar. Bu büyüme 1967 yılında Halk Bankası’ndan alınan kredi ile gerçekleşir. Sık sık katıldığı İzmir Fuarı’ndan aldığı yeni makinelerle üretim bandı güçlenir, uzman ve iş bilen elemanların yardımı ile firma güçlü bir konuma gelir. Bu dönemde Kamsan, otomotiv yan sanayiye parça üretmeye ağırlık verir ve alanında ün kazanmaya başlar.

1970’lere gelindiğinde, paranın satın alma gücünü bir gün içinde yüzde 40 düşüren korkunç bir devalüasyon Türkiye’deki birçok işletmeyle birlikte Kamsan’ı ve Nihat Kahyaoğlu’nu da vuracaktır. Bir yandan yeni alınan makinelerin borçları sıkıştırırken diğer taraftan mal sattığı ve iş yaptığı firmaların üretime uzun süre ara vermesi Kamsan’ı iflasın eşiğine getirir. Galip Kahyaoğlu o dönemler için, “Alacaklılar, bankalar ve haciz memurları kapıya dayanmışlar, neredeyse Kamsan kapısına kilit vuruyormuş” diyor.

Büyük sıkıntılarla geçen 1970’lerin ilk yılları Nihat Kahyaoğlu’nun sağlığını olumsuz etkiler. İş stresi, üzüntü ve yaşanan olumsuzluklar sonucu böbrek rahatsızlığı başlayan Nihat Kahyaoğlu tedavi için 1975 yılında ABD’ye gider. Cleveland Clinic’e yatan Nihat Kahyaoğlu, tedavisi sürerken aniden vefat eder. Hala tam aydınlanmayan bu olayı oğlu Galip Kahyaoğlu, “Tedavi için babama klinikte verilen kanda virüs olduğu ve bu virüsün zehirlemesi sonucu babamın vefat ettiği tahmin ediliyor.” diye anlatıyor.

Nihat Kahyaoğlu’nun vefatı sonrası, Kamsan için sıkıntılı günler başlar. Şirketin borçlarının toplam mal varlığından fazla olduğu bu dönemde, Nihat Kahyaoğlu’nun ikinci eşi Macide Kahyaoğlu işleri düzeltebilmek için büyük çaba harcar. Gerektiğinde çocuklarını evde babaannelerine bırakarak atölyeye koşar. Bu zorlu süreçten çıkmak için farklı yollar ararlar ve otomotiv yan sanayi dışında Revolver Torna Tezgahları üretmeye karar verirler. Bu tezgahlar firmayı iflastan çekip alacak sihirli bir değneğe dönüşür. Bir süre sonra Kamsan Makine’nin ürettiği bu torna tezgahları, Türkiye’nin her yanında tanınmaya ve kullanılmaya başlanır. Kısa sürede tüm borçlar kapatılır. O yıllarda Uludağ Üniversitesi Makine Fakültesi’nde okuyan ailenin en büyük oğlu torun Galip Kahyaoğlu 1983 yılında mezun olarak Kamsan’da çalışmaya ve işleri yavaş yavaş toparlamaya başlar. Merhum Nihat Kahyaoğlu’nun iki ayrı eşinden ikişer tane olmak üzere toplam dört evladı vardır. Kahyaoğlu ailesi öz-üvey tartışması yaşamadan tek yürek olarak Kamsan’ı en iyi yere getirmek için hala birlikte çaba sarf ediyor.

 

Kamsan tezgahları Türkiye’nin her köşesinde

Galip Kahyaoğlu yönetimi devraldıktan sonra ilk iş olarak üretim hattını ve binayı yeniler. Şimdiye kadar altı bin yedi yüz civarında Revolver denilen torna makinelerini üretip sattıklarını söyleyen Galip Kahyaoğlu, “Türkiye’nin her köşesinde bizim tezgahlarımızı görebilirsiniz. İsmimiz bu sektörde marka oldu.” diyor. 1994 yılına kadar iyi giden işler, yaşanan ekonomik krizle tekrar bozguna uğrar. Bu dönemde zorunlu olarak yurt dışına açıldıklarını kaydeden Galip Kahyaoğlu, “Türkiye’de satışlar durma noktasına gelmişti, zor bir dönemden geçiyorduk. O dönemde yurt dışı bağlantıları olan, Bursa’nın büyük sanayicilerinden baba dostumuz Durmazlar sayesinde yurt dışına açılma şansı bulduk. Almanya’da kendi ürünleriyle birlikte bizimkileri de satmaya başladılar.” diyor. Daha sonra ABD, Suriye, Ürdün, Avusturya, İran ve Güney Afrika’da Kamsan’ın ihracat yaptığı ülkeler haline gelir. Yurt dışına açılmak, firmanın 1994 ve sonrasında yaşanan birçok ekonomik krizden daha kolay çıkmasını sağlar.

 

2005’te modern tesislere geçiş

1956’da 25 metrekarelik küçücük bir atölyede kurulan Kamsan, 2005 yılında Bursa Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi’ndeki 3 bin 200 metre kare kapalı alana sahip fabrikasına geçer. Özel makineler ve modern üretim bantlarıyla birlikte, üretim hızı ve kalitesi de arar. Bu süreç içerisinde Revolver Torna Tezgahlarının yanı sıra CNC torna tezgahlarının üretimine de başlanır. Bu yeni üretim, Kamsan’a yeni ve büyük kapılar açar.

 

CNC tezgahlar ve çubuk sürücüler

O dönem Türkiye’de satılan CNC tornaların büyük kısmının yurt dışından ithal edildiğini belirten Galip Kahyaoğlu, “Biz, yurt dışına bağımlılığı ortadan kaldırmak için büyük çaba harcadık, harcıyoruz. Özellikle CNC makinelerde, makinenin birim fiyatı 10 Türk Lirası ise bunun 3 Türk Lirası programına gidiyor. İşte bizim farkımız burada devreye giriyor. Herkes programı yurt dışından alırken biz Kamsan olarak makinelerimizin programını kendimiz yapıyoruz. Müşterilerimizin istek ve ihtiyaçları doğrultusunda programlar yazıp parçaya özel makine üretebiliyoruz. Böylelikle müşteriye özel makineler geliştirebiliyor. Bu sayede makinelerimiz 45 saniyede üretilen bir parçayı 15 saniyede yapabiliyor. Üretici için birçok avantajı bulunan makinelerimiz ithallerinden çok daha ucuz.” diyor.

Ailenin üçüncü jenerasyonu olan torun Deniz Kahyaoğlu da dede ve baba mesleğini seçerek eğitimine yön vermiş. Kızlar için zor bir meslek olmasına rağmen İTÜ Makine Fakültesi’nin 2. sınıfında okuyan Deniz, boş zamanlarında şirkette staj yapıyor.

 

Tekstil ile büyüyorlar

1990’lı yılların sonuna doğru ekonomik krizin etkileri azalmaya başlayınca yumurtaların bir kısmını başka sepete koymaya karar veren firma, Tekstil sektörüne “Merhaba!” demiş. Prusa adıyla Dosab’ta kumaş dokuma işine girilmiş ve kısa zamanda büyük başarı sağlanmış. Piyasanın duayenleri başarıyı bu kadar kısa sürede yakalayan Prusa’yı ve sahibi Yusuf Kahyaoğlu’nu takdirle karşılamışlar. Dokunan kumaşlar Türkiye’nin en ünlü otellerini, köşklerini, yalılarını süslerken tarihi sarayların eskiyeni yıpranan kumaşları birebir olarak bu fabrikada hayat buluyor.

Aynı sanayi bölgesinde hizmet veren firmanın başarısıyla gurur duyduğunu belirten Galip Kahyaoğlu, “Metresi çok pahalı, özel dizaynlara sahip kumaşlar üretiliyor ve tüm dünyaya ihraç ediliyor. Bir seferinde vergi dairesi memurları ihraç belgelerimizi incelerken bizim kumaşlarım metre fiyatlarını görünce inanamıyor ve hayali ihracat yapabileceğimizi düşünüyorlar ancak uzun incelemeler sonucu gerçek ortaya çıkıyor. Kardeşim Yusuf Kahyaoğlu’nun bu müthiş başarısından çok gurur duyuyorum. Yaşasaydı eminim babamız da başarılarımızla gurur duyardı. Bizler onun küçücük dükkanında kurduğu kocaman hayalleri gerçekleştirmek için her şeyi yapmaya hazırız, yapıyoruz ve yapacağız.” diyor.


TÜM HABERLER
ajans365.com.tr