Bu haberi 73. Sayı'da, 18. sayfada bulabilirsiniz.
Bu haber sizden önce 443 kişi tarafından okundu.
BİR TORNA, BİR KAYNAK, BİR MATKAPLA BAŞLAYAN ÜRETİM SERÜVENİ “SAĞBİL”

BİR TORNA, BİR KAYNAK, BİR MATKAPLA BAŞLAYAN ÜRETİM SERÜVENİ “SAĞBİL”

 

Hüseyin Sağbili’nin oğlu Mehmet Ali, Konya’nın Sille mahallesinde 1939 yılında doğar. 1951 yılında ilkokulu bitiren Mehmet Ali, dört ay kadar bir şekercinin yanında çalışır. Şekercinin yanında 46 kilo giren küçük Mehmet Ali, dört ay sonunda 39 kiloya kadar düşer. Bunun üzerine babası Mehmet Ali’yi şekercinin yanından alır ve bir su tesisatçısının yanına verir...

 

 

Tesisatçının yanında geçirdiği iki ayın ardından babası Mehmet Ali’yi sanat okulu öğretmeni ve aynı zamanda süt makineleri tamiratı yapan İbrahim Dökümcüler’in yanına gönderir. Daha işe başladığı ilk gün ustası tornanın başına götürür ve “Al şu parçayı işle.” der, oysa Mehmet Ali henüz torna kullanmayı bilmiyordur. Bir yıl kadar ustasının oğluyla çalışır Mehmet Ali Sağbili. Ustanın oğlu askere gidince dükkânda yalnız kalır. Ustası sanatını esirgemez Mehmet Ali’den, süt makinesi tamirinden sarı dökümcülüğe, tornacılıktan gaz ocağı tamirciliğine kadar birçok işi öğrenir. 1954 yılında ustasının oğlu askerden gelir ve Mehmet Ali Sağbili buradan da ayrılır.

 

YAŞI BÜYÜK DİYE OKULA ALMAZLAR

 

Başka bir tornacı arkadaşının yanında çalışmaya başlayan Mehmet Ali, aynı zamanda akşam sanat okuluna da devam eder. 1955 yılında akşam sanat okulunu bitirir. Akşam sanat okulundaki hocası Mehmet Selçuk Bey, babasına Mehmet Ali’nin zeki bir çocuk olduğunu ve öğrenimine devam etmesi gerektiğini söyler. Bunun üzerine babası Mehmet Ali’yi okula kayıt ettirir. Fakat okulun ilk günü 16 yaşından büyük olduğu için okula alamayacaklarını söylerler. Bu duruma üzülür Mehmet Ali ve altı ay kadar hiçbir şey yapmaz.

Daha sonra başka bir işe girer ve askere gittiği 1959 yılına kadar burada çalışır. İki aylık acemi eğitimini Denizli’de tamamladıktan sonra Balıkesir Çayırhisar’a gönderilir. Burada gördüğü kursta birinci olur ve ardından Ankara’ya yollanır. Araba tamir atölyesinde görevlendirilir fakat kimse iş vermez. Bir gün komutanları bir parça yapımı için atölyeye gelir, diğer askerlerin hiçbiri ortalıkta yoktur. Bunun üzerine komutan “Sağbili tornacıyım diyordun, görelim bakalım şu tornacılığını” der. Mehmet Ali parçayı kısa sürede yapar ve komutana verir. Yaptığı işi çok beğenen komutanı atölyenin sorumluluğunu Mehmet Ali’ye verir. 24 ay sürecek askerliği boyunca bir yandan atölyede çalışır bir yandan da şoförlük yapar.  1961 yılında askerliğimi bitirir ve Konya’ya gelir.

 

USTASIYLA ORTAK OLUR

 

Babası ancak kendi geçimini sağlayan bir duvarcı ustasıdır. Bu maddi koşullarda dükkân açması mümkün değildir. O yıllarda Almanya’ya işçi göçü başlamıştır. Kendi dükkanını açma şansı olmayan Mehmet Ali de Almanya’ya gitmeyi düşünür. El öpmek için yanına gittiği ustası ne yapacağını sorduğunda dükkan açacak durumunun olmadığını ve Almanya’ya gitmek istediğini söyler. Bunu üstüne ustası Mehmet Ali Ayar, “İzmir’de birinden alacağım var. Bu parayı alalım, sana bir torna, bir kaynak, bir matkap alalım; takım tezgahı benden çalışması senden ortak olalım.” der.

Bunun üzerine başlarlar çalışmaya fakat o parayı 5 sene alamazlar. Tornacı dükkânında torna tezgahı yapmaya başlarlar. 28 tane torna tezgahı yapar ve bunların 27 tanesi satarlar. Ustası kalan son tezgahı Mehmet Ali Sağbili’ye verir, “Çalıştıkça ödersin” diyerek. Bu arada 1964 yılında evlenir Mehmet Ali Sağbili ve zaman içinde yedi çocuğu olur…

 

BEKAROĞLU İŞHANI’NDA İLK DÜKKÂNINI AÇAR

 

Kendi dükkanını açmaya giden yolun böyle başladığını belirten Mehmet Ali Sağbili, “Ustamdan tornayı aldığım dönemde üç arkadaşım Bekaroğlu İşhanı’nda birlikte çalışıyordu. Birini tornası, birinin oksijen kaynağı, bir diğerinin ise elektrik kaynağı vardı. Tornası olan arkadaşım işi bırakınca diğerlerine ‘Ben sizin torna işlerinizi yaparım, siz de benim kaynak işlerimi yaparsınız, birlikte çalışırız’ dedim ve çalışmaya başladık.” diyor. Üç ay bu şekilde çalıştıktan sonra arkadaşları dükkanı kapatacaklarını söylerler. Mehmet Ali Sağbili, “Satmayın ben alayım” der ve dükkan sahibine olan borçları da üstlenerek işe koyulur. Böylece Bekaroğlu İşhanı’nda ilk dükkânını açar. 30 metrekarelik, tavanı akıtan bu yerden bir yıl geçmeden taşınır.

Gece gündüz çalışmaya devam eder Mehmet Ali Sağbili. Bir iş için kılavuz almaya Ali Rıza Songür isimli eski ustasının dükkanından gider bir gün. Ustası neler yaptığını sorunca, 15 gün önce dükkan açtığını söyler. Ustası “Ben sana 50 lira haftalık veriyordum, 50 lira yemek parasıyla birlikte ayda 250 lira eder, sen ayda bu kadar para kazanabiliyor musun?” diye sorunca dükkân başına yıkılır Mehmet Ali Sağbili’nin, kapının yolunu bile şaşırır. Kılavuzu alır dükkana döner ama kullanmadan geri götürür. Kılavuzun kullanılmadığını anlayan kalfa nedenini sorduğunda da ‘Bundan gelecek hayır bana gelmesin’ der ve kılavuzu geri verir. Ve ustasına küser. 3 yıl boyunca ustasının ziyaretine gitmez.

 

“BEN YAPTIĞIM İŞİ BİLİYORUM ZATEN”

 

Zaman geçtikçe işleri düzelir Mehmet Ali Sağbili’nin, Macar yapımı bir torna tezgahı daha alarak çalışmaya devam eder. Bir gün ustansın kendi dükkanına geldiğini görür ve şaşırır. Aradan üç yıl geçtikten sonra ustası gelir. Hemen çayını kahvesini söyler ustasının. Ustası, “Oğlum hayırlı uğurlu olsun. Sana yardım edemedim, para vermedim ama ancak bu şekilde kamçılayabildim, kusura bakma yavrum” der ve kalkıp gider. Mehmet Ali Sağbili bu duruma hem şaşırır hem üzülür ve kendi ustasını da yanına alarak akşam ustasının evine ziyarete gider, halini hatırını sorar. 3 yıldır ziyaretine gitmediği için özür diler ustasından. Ustası “Önemli değil, ben yaptığım işi biliyorum zaten, sizi bu şekilde görmek beni mutlu ediyor” der.

İkinci dükkanında 14 yıl kadar freze ve dili üzerine çalışır. 1975 yılına gelindiğinde freze tezgahı ile üretim yapan Mehmet Ali Sağbili, Karatay Sanayi Sitesi’ne taşınır. İşler yolunda gider, 1984 yılında Karatay Sanayi Sitesi’nde 200 metrekareden iki tane dükkan alır. Daha sonra, dükkanın hemen yanındaki başka yerleri de satın alır.

 

İKİNCİ KUŞAK ÇALIŞMAYA BAŞLAR

 

Çocuklarını elinden geldiğince iyi okutur Mehmet Ali Sağbili. Oğlu Özcan Sağbili ilkokuldan itibaren babasıyla çalışmak ister ve dükkanda gelir, gider. Büyük oğlu meslek lisesinden mezun olduktan sonra Ortadoğu Teknik Üniversitesi’ni kazanır. Makine mühendisi olarak mezun olur ve sonra gelip babasının yanında çalışmaya başlar. Firmanın bugün geldiği noktanın çocuklarının başarısı olduğunu belirten Mehmet Ali Sağbili, “Ben temelleri attım, büyük oğlum Mustafa Sağbili bu temellerin üzerine binayı dikti. Özcan Sağbili atölyeyi yürüttü, Mustafa Sağbili mühendisliğini ortaya koydu, Taha Sağbili iktisat bölümünü bitirdi ve muhasebeyi yürüttü, Bora Sağbili de elektronik bölümüne bakıyor.” diyor.

Kuruluşundan 1993 yılına kadar dişli, freze alanında üretim yapan Sağbil Makina, ikinci kuşağın görev almasıyla birlikte farklı üretim alanlarına yönelir. 1993 yılında Mustafa ve Özcan Sağbili tarafından şirketleştirilen firma, bu tarihten sonra gıda ve paketleme makineleri üretimine başlar. Paketleme makineleri üretiminin başladığı 1997 yılında Bora ve Taha Sağbili de şirket bünyesinde görev alır. Bora Sağbili elektrik elektronik işleriyle ilgilenirken, Taha Sağbili de muhasebe işlerine bakar.

 

İŞİ ÇOCUKLARINA TESLİM EDER

 

Mehmet Ali Sağbili 2000 yılında işlerin sorumluluğunu tamamen çocuklarına bırakır. Çalışma hayatı boyunca pek çok deneyim edindiğini ve işi zamanında çocuklara teslim etmeyi bilmek gerektiğini belirten Mehmet Ali Sağbili, “Baba işin başındayken 5-6 çocuk işleri gayet güzel götürebiliyor fakat baba vefat ettiğinde veya aradan çekildiğinde bir iki yıl içinde dağılıp kapanan işletmeler gördüm. Bu yüzden işleri çocuklara vakitlice teslim ettim. Şimdi oğullarım işleri başarıyla yönetiyor” diyor.

1993’te un paketleme makineleri ile başlayan bu süreç, bakliyat ve kuruyemiş paketleyen dikey paketleme makinelerinin yapımıyla gelişir. 2005 yılına gelindiğinde Sağbil Makina akla gelebilecek tüm ürünleri paketleyen makineler yapmaktadır…

 

‘SAVEMA’ İLE DÜNYA ARENASINA ÇIKARLAR

 

2007 yılında alınan bir kararla üç yeni ürün sistemini bünyesine dâhil eder Sağbil Makina. Bunlardan biri, poşetlenmiş ekmekleri ve yoğurtları klipsleyen makineler, bir diğeri ise oto poşet denilen, hem poşet hem de makinesinin üretildiği makinelerdir. Üçüncü sistem ise Sağbil Makina’nin dünyada ilk beş üreticiden biri olduğu termal transfer adı verilen ve ambalajların üzerine barkot, üretim tarihi ve son kullanma tarihini yazan Avrupa standartlarında bir makinedir. ‘Savema’ markası ile üretilen ve tüm dünyada sadece 5 firmanın yapabildiği bu makineyi bugün dünyanın pek çok ülkesine pazarlıyorlar.

Bu gelişmenin ardından firma 2012 yılında paketleme ve yazılım grubu olmak üzere ikiye ayrılır. Mustafa ve Taha Sağbili ‘Savema’ adıyla kurulan yazılım şirketinin; Özcan ve Bora Sağbili ise Sağbil Makina’nin başına geçerler.

1993 yılında şirketleştiğinde 12 çalışanı olan firma bugün iki şirkette toplam 60 çalışanıyla yoluna devam ediyor. Türkiye’de paketleme grubunda faaliyet gösteren ilk beş firmadan biri konumunda olan Sağbil Makina, Ortadoğu ve Orta Asya başta olmak üzere; Rusya, Ukrayna, Japonya, Çin, Amerika, Brezilya, Arjantin, Peru gibi 22 farklı ülkeye makine satıyor.

 

‘DÜNYAYA BİR DAHA GELSEM YİNE TORNACI OLMAK İSTERİM’

 

Bugün hala çalışmakta olan Mehmet Ali Sağbili, ikinci el tezgahların onarım işlerini yapıyor. Para kazanmak için çalışmadığını belirten Sağbili, “Bu işi yapınca mutlu oluyorum.” diyor ve ekliyor, “1961’den 2013’e kadar geçen sürede ülkeme hizmet ettiğimi söyleyebilirim. Bu süre zarfında, şu an dükkân sahibi olan 50’den fazla kalfa yetiştirdim. Her yıl yanıma 4-5 çocuk aldım ve onları askere gidene kadar eğittim. Bu kişiler arasında Türkiye’de söz sahibi olan firmaları kurucuları bile var. Hepsiyle iftihar ediyorum. Bundan dolayı oldukça mutluyum ve güzel bir iz bıraktığıma inanıyorum. Dünyaya bir daha gelsem yine tornacı olmak isterim. Çünkü bir doktorun kullandığı tıbbi alet de, bir uçağın parçası da, bir tarım aleti de, yani demir parçası olan her şey tornacının elinden çıkar.” diyor.

Kaynak: Makine İhracatçıları Birliği Moment Expo Dergisi


TÜM HABERLER
YAZARLARIMIZ