Site icon Radüs Dergisi

Her Meyve Kendi Tohumundan Ürer.

Yani; arpa ekip buğday biçilmez. Öyleyse bizler neyi içimizde yaratırsak bizde de o ürer…Yeter ki ruhumuzu diri ve engin tutalım.

Yani; bedeni ruhuna büyük gelmemeli insanın.

Bunun yolu, pozitif düşünceden, affetmekten, yaratıcı olmak, cesur olabilmekten, isteyen olmaktan ve içinde bulunulan anı yaşamaktan geçer. Biraz açarsak;

Pozitif düşünce, olumsuzlukları önemsemeyen veya bir kader gibi görmeyen, her koşulda iyi bir şeyin olduğuna inanan bir düşünce tarzıdır. Mutlaka her durumda iyi bir yönün olduğunu düşünebileceğimizi ifade eden bir metoddur. Pozitif düşünce ve beyin gücü verim arttırıcı bir faktör olarak kabul edilmektedir. Doğu felsefesinin ana kaynağı olan pozitif düşünce günümüzde batı tıbbının da benimsediği sihirli bir kelimedir.

Doğada her şey birbiri ile sürekli olarak etkileşim halindedir. Psikolojik yapımızda fiziksel yapımızla aynen böyle bir etkileşim içerisindedir. Şayet moralimiz iyi, kafamız zinde ise kendimizi daha bir enerjik hissetmemiz bundandır. Hatta fiziksel duruşumuz vücudumuzun kimyasını bile etkiler. Biraz omuzlarımız düşük biraz bitkin olduğumuzu hisseder duran yılgın vücut bir süre sonra bu duyguyu gerçekten de bedenen yaşamaya başlar. Kaç defa hasta olup ayakta iyileştiğinizi düşünün…Neden? İşte bu zihinsel düşünce yapımızın pozitif olması bize bunu sağlayan. Yani endorfin… Yani mutluluk hormonu. Bildiğimiz morfinden kat be kat güçlü olduğu tıbben de kabul edilen bir salgı. Kendimizi ne kadar mutlu ne kadar güçlü hissedersek bu hormon daha da fazla salgılanacaktır. İşte bunun için pozitif düşünce çok önemli.

Bağışıklık sistemini dahi güçlendiren bu yapıya ulaşmak nasıl olacak ?

Elbette, ilk adım TEBESSÜM. Evet, tebessümü yüzümüzden eksik etmemek.

Bir bakın çevrenize, suratı hep asık gezen insanlara…Mizah yönü körelmiş, hayata hiç pozitif bakamayan ve sürekli güvensizlik içerisinde yaşayan varlıklara. Yüzleri kadar yürekleri de zaman içerisinde taşlaşır ve artık çevrelerine sadece mutsuzluk yaymaya başlarlar. İşte bu BEDENİ RUHUNA BÜYÜK GELEN’ler ellerindeki güce sımsıkı sarılıp tek varoluş amacını yaptıkları iş görürler. Öyle ye; başka nerde ne işe yarayacaklar ki ?

Oysa ki; tebessümü elden bırakmayan, yüzünden eksik etmeyenler her daim huzurludurlar. Çevrelerine güven verirler, huzur verirler. Paylaşımcıdırlar. Korkmazlar, korkutmazlar. Kendilerine güvendikleri için rahattırlar, kaygıları yoktur. Etrafa da kaygı yaymaz, rahatsızlık vermezler. Onlarla olmaz herkes için zevktir.

Gülebilmek öyle güçlü bir mekanizmadır ki ; ruh sağlığımızı korur. Öfkeyi sakinleştirir .Sağlıklı geri bildirim olanağı sunar. Akılcı düşünme şansı sunar. Hem adalet duygusu yaratır hem de olmak istediğimiz gibi davranabilmemizi sağlar…Yaratıcılık gücümüzü arttırır.

Tercih edilen insan olmak, özlenmek, sevilmek, birlikte olmaktan keyif alınan insan olmak hangimizin hoşuna gitmez ki ? Hem bu yolla sorun çözmek kolaylaşırken öğrenmede en üst seviyede geçekleşir. İnanın en iyi öğrendiklerimizi ağlayarak değil gülerek edinmişizdir.

Gülebilen insan yaratıcıdır. Daha aktiftir. Daha sağlıklı düşünebilen, daha çok eylem yapabilendir.

Daha cesur, daha sağlamdır gülebilen insan. Doğruları vardır ve gelişmeye açıktır. Kendi doğruları ile yaşayabilen, yanlış yaptığında kendisini değiştirebilen insanın kendisine saygısı vardır. Çevresinde korkuyla değil, meziyetleri ve kendisine olan saygısı ile itibar edinir, kabul görür…

Cesaretin en büyük düşmanı ise korkudur. Aslında korkunun kendisinden başka korku yoktur. Ve korku sonradan kazanılır. Ancak pozitif düşünce ile akılla-kendimize güvenle yok edebiliriz.

Tehditleri, olumsuzlukları veya aykırı davranışları affedebilmeyi pozitif düşünce öğretir bize. Onlardan ancak bir tebessümle uzak durabiliriz.

Affetmek , bir başka insana veya kendinize karşı içinizde duyduğunuz öfkenin yerine sevgiyi koymaktır. Affetmek, öfkenin nefretin, acının, suçlamanın, kurban olma duygusunun, kendini haklı çıkarma çabasının üzerinizde yarattığı ağırlığı alır.

OLUMLU DÜŞÜNMENİN GÜCÜNÜ GELİŞTİRMEK

1.Başarıyı düşünün başarısızlığı değil. Başarıyı
düşünmek, başarı üretecek planlar yaratması için zihninizi koşullar. Başarısızlığı düşünmek, zihni başarısızlık üretecek diğer düşünceleri harekete geçirmek üzere koşullar.

2. Kendinize hep düşündüğünüzden daha iyi olduğunuzu anımsatın. Başarılı insanlar süpermen değillerdir. Başarı süper bir zeka gerektirmez. Ayrıca başarı da ne mistik bir yan ne de şans temeli üzerine kurulmuştur.

3. Büyük düşünün. Başarının büyüklüğü inancınızın büyüklüğüyle belirlenir. Küçük hedefler düşünüyorsanız küçük başarılar bekleyin. Büyük hedefler düşünürseniz büyük başarılar kazanırsınız.

Dünden bugüne elde ettiğiniz kazanç nedir? Cevap tabii ki deneyimdir. Başarısızlıktan korkan insanlar kafalarında hep nelerin ters gideceğini düşünürler. Buda ulaşmak istedikleri sonuca doğru adım atmalarına engel olan tek nedendir.

Thomas Edison hakkında ünlü bir hikaye vardır. 9999 kere denedikten sonra kusursuz ampulü keşfedemeyince biri sorar, “ 10.000 ninci başarısızlığı da göze alacak mısınız ? “ o da cevap verir:

“Başarısız olmadım, yalnızca ampulü keşfetmeyen bir yol daha buldum.” o değişik yaklaşımların, değişik sonuçlar verdiğini keşfetmiş oldu.

Bir tebessüm lütfen…

Exit mobile version