Dostlar ırmak gibidir
Kiminin suyu az, kiminin çok
Kiminde elleriniz ıslanır yalnızca
Kiminde ruhunuz yıkanır boydan boya
İnsanlar vardır; sakin akan bir dere…
İnsanı rahatlatır, huzur verir gönüllere.
Yanında olmak başlı başına bir mutluluk.
Sesinde, görüntüsünde tatlı bir durgunluk.
İnsanlar vardır; çeşit çeşit, tip tip.
Her biri başka bir karaktere sahip.
Görmeli, incelemeli, doğruyu bulmalı.
Her şeyden önemlisi insan, insan olmalı…
Selam Dostlar;
Bu ay biraz buruk ama coşkulu yaşanan bir ay oldu. Ocaklar önemli… Tarihte “En çok değerli insanımızı kaybettiğimiz ay” olması gibi bir yeri var ocak ayının. Öyle ki; say say bitmiyor…
Halide Edip Adıvar, Recaizade Mahmut Ekrem’den tutun taaa Nubar Terziyan,Bedia Muvahit, Oktay Arayıcı,Öztürk Serengil, Ferdi Özbeğen, Uğur Mumcu, Muammer Aksoy, Abdi İpekçi, Barış Manço ve daha nice değerli inşalarımıza kadar pek çok isim.
Ama durmuyor, bunlara en son olarak Türk Halk Müziğinin değerli ustası Seyfi Doğanay eklendi bu yıl. Hepsi nurlar içerisinde yatsın.
Bir şekilde tanıyorsunuz bu isimleri. Kimini yazılarından kimini eserlerinden kimini ise müziğinden. Hepsi iz bırakmış, bir şekilde bir yerde katkı sağlayarak değer üretmiş insanlardı. Hayatta önemli olan da bu değil mi ? Yaşarken üretmek, ölünce geride kalanlara bir şeyler bırakabilmek ve bu sayede anılmak ?
Neden bu konuya bu kadar takılıyorum dersiniz ?
Dostlar,
Yaşam kısa. Hayat zor. Özlemlerimiz fazla. Ne kadar anlamlı ne kadar dolu dolu yaşarsak o kadar iyidir. Bakınız bun birkaç örnek eklemek isterim;
Küçücük bir çocuğun gözünden;
Kadıköydeyiz annemle, bu günkü ünlü boğa heykelinin olduğu kaldırım üzerinde.Sağım insan, solum insan… Arabalar, trafik tıklım tıklım, keşmekeş…
Meraklı gözlerle etrafımı izliyorum.En çok da arabaları izlemek hoşuma gidiyor.Dört tekerlekli makineler Söğütlüçeşme istikametinden bizim bulunduğumuz yere doğru birinci ikini viteste ağır ağır tırmanmakta. Arabalardan birine gözüm takılıyor , önce parlak kırmızı renkli oluşu, diğer arabalardan farklı olarak da spor bir araba bu… daha dur dur içinde kim var, Uzun saçlı , uzun bıyıklı bir adam, Barış Manço ! Ben durur muyum sıkı bir Manço hayranıyım, çekiştirmeye başladım annemi “bak bak anne bak !” . Annem hemen eliyle işaret yolladı Barış Manço’ya , o da bizi gördü , annem eliyle yeniden işaret etti “ne olur dur, bu tarafa doğru, ne olur dur” . Allah razı olsun şöhretin içinde hala insan kalabilen yüreğinden, o yoğunlukta orta şeritten bin dereden su getirdi allem etti, kalem etti bizim önümüze çekti arabasını…Kalbim küt küt atmakta!
Açıldı arabanın camı ağır ağır, önce samimi bir tebessüm yolladı yüzümüze sonra eli dışarıya doğru uzandı, kocamandı o eller,
“merhaba” dedi elimi sıktı…
Annem dedi ki “ oğlum sizin hayranınız takipçiniz Barış bey , ne kadar kasediniz varsa hepsi bizde,ne kadar şarkınız varsa hepsi oğlumun dilinde”…Gülümsedi Barış Manço…Annem ekledi “ size rakip yetişiyor, şarkılarınız hep dilinde” ,
“Hem eyvah hem de eyvallah gençelere ” dedi hep beraber güldü herkes.Arada kısa bir sohbtet geçti, vedalaştı bizlerle , teşekkür ederken annem , bense sessiz sedasız donakalmıştım. Aslında çok konuşkan çok hareketli bir çocuktum ama orda bir şaşkınlık çökmüştü üzerime.
Annem bunu fark etmiş olacak ki, sordu “oğlum neden konuşmadın?”
“Anne ama …”
“Ne oldu oğlum?”
“Barış..Manço..ee….o bir insanmış!”
Düşünebiliyor musunuz? Nasıl bir algı oluşmuş.
Barış Manço Fransa`da bir televizyon kanalının canlı yayınına konuktur…
Küstah bir spiker vardır ve Barış Manço ile dalga geçmektedir…
Sürekli, `iste Türk, yani barbar, vahşi vs…` demektedir…
Barış Manço daha fazla dayanamaz ve spikere `yanınızda kâgıt para var mı?` diye sorar!
Bu soruya spiker şaşırır ve `evet var ama n`olacak` der…
Barış Manço ısrar edince spiker cebindeki kâgıt paraları çıkartır…
Bu olaydan az önce Barış Manço canlı yayında `Anahtar` adlı şarkısını söylemistir…
Bu şarkının bir bölümü şöyledir:
`Beş Akif- bir Saat Kulesi, iki Kule-bir Fatih, bes Fatih-bir Mevlana, iki Mevlana-bir Sinan`
Bu şarkı bir matematik sorusudur ve şarkıda adı geçen kişiler o dönemdeki
Türk parası olan banknotların arkasında fotoğrafı olan kişilerdir…
Barıs Manço spikere sorar: `Bu paranızda fotografı olan kişi kim?`
Spiker:
`General…….` Barış Manço diğer paralardaki fotoğrafları olan kisileri de sorar, spikerin verdigi cevaplar hep aynıdır,
`General…….`, `Amiral………..`, `Komutan………….`
Spikerin bu `falanca General, falanca Amiral, falanca Komutan` cevabından sonra, bu sefer de Barış Manço cebinden Türk paralarını çıkarır… Spikere der ki:
`Bu parada fotografi olan kisi Mehmet Akif Ersoy`dur. şairdir…
Bu fotoğraftaki kişi Mevlana`dır. Düşünürdür…
Bu paradaki fotoğrafı olan kişi Fatih Sultan Mehmet`dir. Adaletin sembolüdür…
Bu paradaki kişi ise Atatürk`tür. `Yurtta baris, dünyada barış` diyen kisidir…
Bizim paralarımız bunlar… Biz Türkler ince ruhlu, kibar, medeni insanlar olduğumuz için paralarımızın arkasına `şairlerimizin`, `düşünürlerimizin`,`bilim adamlarımızın` fotoğraflarını bastık…
Siz Fransızlar kendiniz barbar, vahşi olduğunuz için paralarınızın arkasına hep savaş adamlarının fotoğraflarını basmışınız!` der…
Barış Manço’nun bu müthiş cevabından sonra televizyon yöneticileri canlı yayını keserler ve spikeri oradan kovarlar, başka bir spiker yerine gelir ve canlı yayın yeniden başlar, yeni spiker Barış Manço`dan . ve Türklerden özür diler, programa böylece devam edilir…
Bilmem anlatabildim mi? Yaşamak zor zanaat Dostlar… Ama yaşanırsa böyle yaşanmalı.
Dostlukla,









