Herkese selamlar. Çok sevdiğim bir dostumdan duyduğum bir alıntıyla başlamak istiyorum bu ayki yazıma:
“Akılları pazara çıkartmışlar ve insanlara bu pazardan istediğiniz kişinin aklını alabilirsiniz demişler, herkes pazarı dolaşmış, ama sonunda gidip kendi aklını satın almış.”
Aslında çok kısa, ama çarpıcı bir tespit. Gerçekten de hepimiz bu hikayedeki kişiler gibiyiz, her zaman kendimizi haklı görüyoruz, verilen öğütlere pek kulak asmıyoruz ve sonuçlarına da katlanmak zorunda kalıyoruz. Boşuna dememişler, her koyun kendi bacağından asılır diye.
Şöyle bir kendinizi düşünün, babanızdan ve annenizden aldığınız öğütleri ve tavsileri düşünün, acaba bunların kaçını dilediniz? Dinlemediğiniz şeylerden dolayı ne kadar pişman oldunuz?
İnsanlar ne yazık ki çoğu zaman öğütlere ve tecrübelere kulak asmıyorlar. Dinliyormuş gibi gözüküp büyük oranda kendi bildiklerini yapıyorlar, sonuçlarına da katlanıyorlar. Kendim ettim kendim buldum diyorlar, ben kendim görmek istedim bu sonucu diyorlar.
Peki, sonuçta ne oluyor? Verilen öğüdü dinlemediğimiz için en başta çok büyük bir zaman kaybı yaşıyoruz, hayal kırıklıkları yaşıyoruz, başarısız oluyoruz ve bu kadar olumsuzluğa rağmen çoğu zaman pişman bile olmuyor ve hatta bu durumlardan ders çıkarmıyoruz. Bir başka olayda, ben bu kişinin öğüdünü dinlememiştim, başıma bir sürü iş geldi, bari şimdi sözünü dinleyeyim bile diyemiyoruz. Yine gidip kendi aklımızı satın alıyoruz.
Peki, bir de şu açıdan bakalım olaya; bir babanın veya annenin çocuğuna bilgiyi en doğru şekilde aktardığını ve çocuğun da bu aktarılan bilgiyi baştan doğru kabul edip hiç tecrübe etmeden hayatına aktardığını düşünelim. Çocuk doğru kabul ederek aldığı bu bilgiyi hiçbir zaman sınamayacak ve ister istemez kendi gelişimini fazla ileriye taşıyamayacaktır.
Biraz kafa karıştırdım sanırım. Hem söz dinlemiyoruz diyorum, hem de söz dinlersek ilerleyemeyiz diyorum. Aslında doğru olan, bu ikisi arasındaki dengeyi en iyi şekilde kurabilmek.
Ben ticaret ile uğraşıyorum, yaptığım bu işi ailemden devralmadım ve bunun sıkıntılarını zaman içerisinde çok yaşadım doğrusu. Eğer bu işi bir büyüğümden devralsaydım, o bana ne yaparsam ne gibi sonuçlarla karşılaşabileceğimi söylerdi. Onun sözünü dinlemesem bile en azından başıma gelebilecek propleme başından hazırlıklı olabilirdim. Diğer türlüsü karanlıkta yol almaya benziyor, ne yapacağınızı bilmiyorsunuz ve sonuçları çok ağır olabiliyor.
Tecrübe gerçekten çok ama çok değerli, beylik bir ifade ile para ile satın alınamayacak bir şey. Adı üstünde zaten: “tecrübe”. Yani yaşayarak, hissederek, başından geçerek öğrenebileceğin bir bilgi.
Şöyle bir düşünün bakalım, akıllar pazara çıksa siz kimin aklını alırdınız?









