Araştırma ve Geliştirme (Ar-Ge), Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü tarafından “Bilgi dağarcığını artırmak amacıyla sistematik olarak sürdürülen yaratıcı çalışma ve bu bilginin yeni uygulamalar yaratmak için kullanılması” olarak tanımlanıyor. Ar-Ge, pek çok organizasyon için adeta kilit noktası niteliği taşımakta ve iyi planlandığında iş dünyasında uzun vadeli refah sağlamaktadır. “Araştırma”, şirketler için kendi alanlarındaki teknolojide meydana gelen son yenilikleri araştırıp analiz etmeyi kapsar. “Geliştirme” ise bu yenilikleri yine kendi şirketlerine uyarlama sürecidir.
Yeni ürün geliştirme ve büyüme, çoğu zaman şirketlerin ayakta kalabilmesi için en önemli faktörler olabilmektedir. Özellikle hızlı değişen sektörlerde, şirketler ürünlerini de hedef kitlelerini de devamlı olarak revize etmek zorundadır. Bu, bir yerde sürekli değişen ve gelişen teknolojiye bağlı olarak müşteri beklentilerinin de değişmesiyle gelen zorunlu bir sonuçtur. Günümüzde piyasa söz konusu olduğunda, müşteri memnuniyetinin daima ön planda olduğu düşünülürse, ürün kalitesinin önemi bir kez daha ortaya çıkmaktadır. Kalitenin artması da elbette Ar-Ge uygulamalarına çok şey borçludur.
Ar-Ge’nin modern iş dünyasının çekirdeğini oluşturduğunu söylemek yanlış olmaz, zira majör kararlar genellikle Ar-Ge süreci sonucunda verilir. Bununla beraber, söz konusu süreçleri yönetmek oldukça zordur, zira araştırmalar istenilen sonuçları verse de bu sonuçları geliştirme ve uyarlama en büyük sorunu teşkil etmektedir. Bu zorluğu aşmak için “bir şeyi yapabilme bilgisi” olarak Türkçeye çevrilebilecek “know-how” unsuru göz önüne alınmalı, belirsizlikler giderilmelidir. Elbette şirketlerin içinde bulundukları sektörü çok iyi tanımaları, rakiplerini bilmeleri, olasılıkları iyi değerlendirmeleri de gerekir. Bu, piyasadaki rekabet kabiliyetlerini büyük oranda artıracaktır.









