Türkiye’de ihracat yapan birçok firma ihracatına bir Arap ülkesiyle başlamıştır. Biraz tarihi biraz dini kardeşlik bizimkisi… Aynı dili konuşmasak da aynı duayı ederiz. Aynı kaynaklara sahip olmasak da bir şekilde nasipleniriz birbirimizden.
Tarihi kaynaklara göre Araplar ve Türklerin tanışması 642 yılı Nihavend Savaşı’ndan sonra başlıyor. Emeviler, Abbasiler derken Osmanlı İmparatorluğu ile birlikte kültürleri iyice harmanlanıyor. Gel zaman git zaman Türkiye bir anda gelişen değişen yüzüyle farklılaşıyor. Petrol sayesinde yedi cetlerine yetecek kadar maddi gücü olan Arap ülkeleri bugün çöl güneşinden kaçıp gölgede uyurken Türk firmaları bu ülkelerin üretim açığını kapatıyor. Gıda, tekstil, otomotiv her ne sektör olursa olsun Türk malı mutlaka giriyor. Karşılıklı olarak yatırımlar yapılıyor. “Birlikten kuvvet doğar” diyor alışverişimizi hiç eksik etmiyoruz. Bugün Arap ülkelerinin hepsinde Türk dizileri izleniyor. Tarih boyu Türk milleti Batı’ya nasıl özendiyse Araplarda da Türklere karşı bir hayranlık oluşuyor. Gerek sosyal hayat da gerek ticari hayat da Arapların bizden farklı olduğunu ise net bir şekilde anlayabiliyoruz. Henüz bir şekilde Araplarla ticari hayatında tanışmamış olanlar ve Araplarla ticarete yeni başlayanlara birkaç detay…
Bilin ki ticari hayatınızda tanıştığınız bütün Arap iş adamlarının mutlaka dayısı, amcası, yeğeni v.s. Bakandır, milletvekilidir, kraliyettendir v.s. (!)
Ziyaretlerine gidiyorsanız elinizden geleni ardınıza koymamanız gerekli. Şatafatlı ne kadar hediye varsa götürülmeli.
Sizi en iyi şekilde ağırlayacak. Sahip oldukları tüm serveti ellerinden geldiğince size sunacaklardır.
Yemek masasında iş, toplantı masasında yemek konuşulmalıdır.
Ağzınızdan eksik olmaması gereken kelimeler ise: “inşallah, maşallah ve vallahi”
Sizi ziyaret edeceklerse en lüks araba ile karşılanmalı, en lüks otelde konaklatılmalı ve en pahalı yerlerde yemekler yedirilmeli.
Ziyaretlerine genellikle eşler ve çocukların eşlik ettiği göz önünde bulundurulmalı ve gezmelerine eşlik edecek personel muhakkak ayarlanmalı.
Toplantı masasından ikramlar asla ve asla eksik olmamalı.
İki lafınız için en az bir kere “yemin” etmelisiniz ki samimiyetinize inanılsın.
Arada bir statü farkı yok ise tanışmanızın 5. dakikasından itibaren artık siz kardeşsiniz, arkadaşsınız.
Maillere cevap verilmesini beklerseniz her şey için çok geç olabilir.
Günde en az beş kere uzun uzun telefon görüşmeleri yapılmalıdır.
Samimiyetiniz arttıkça tamamıyla turistik amaçlarla bile olsa Türkiye’ye geldiğinde arayacağı tek kişi sizsiniz. Otel rezervasyonları, kiralık araç v.s. hepsi sizin tarafınızdan yapılır.
Tarafınıza yapılacak bir ödeme söz konusuysa bu büyük bir çanta içinde nakit olarak gelebilmektedir. Bunun için kasanızda yer açmalısınız.
Bir kere olsun bir Arapla alışveriş yaptıysanız yukarıdakilerden en az biri ile belki de daha fazlası ile karşılaşmışsınızdır. Bugün yeni pazar arayışına girdiğimiz de yeni insanlar, yeni kültürler, yeni anlayışlarla karşılaşıyoruz. Her birinin sosyal, ticari, siyasi, tarihi anlamda farklı algıları var ve bunlar bir şekilde ticari ilişkimizi etkiliyor. Doğru tahlil ve yaklaşım, doğru iletişimi sağlıyor. Bunlara dikkat edildiği takdirde uzun soluklu ilişkiler kurulmaması içinse bir sebep gözükmüyor.











