“Düşünce gücü enerjisinin maddeye etki etmesi şeklinde” tanımlanabilir. Yani beyin gücüyle elinizi dokunmadan madde üzerinde etki yaratabilirsiniz. Bu yüzyıllardır bilinen bir gerçektir. Kimileri bu gücü bir şeyleri yakmakta, kimileri kehanette kimileri eğip-bükmekte kanıtlamaya çalışmış. Hatta Budist rahipler uzay yolculuklarını, dünya üzerindeki keşiflerini bu yolla yapmışlar. Rivayet muhtelif ancak bilinen bir gerçek; böyle bir güç var. Bunu neden anlattım ? Bakın dostlar, Allah insana öyle bir beyin vermiş ki; demiri eğebiliyor, kağıdı tutuşturabiliyorsunuz. Güç böyle bir güçken bir de bizim bu gücü nerede kullandığımıza bir bakın! Ya da neden kullanmadığımıza… Daha elim ve de vahim bir durum değil mi? Hani kontrolsüz güç güç değildir mantığında olduğu gibi. Cebinizde para varken aç gezmenizin anlaşılabilir bir yanı olabilir belki. Ama olur olmaz yere harcayıp da aç kalmayı anlamak mümkün değil. Bir yanda terör, bir yanda işsizlik… Gün güne artan dermansız dertler, kredi kartı borcuyla tükenişler. Bitmek tükenmek bilmeyen ihtiraslar uğruna harcanan vakit ve nakitler. Kandırmak, tuzak kurmak ve aldatarak kazanmak için harcadığımız enerji… “Her gün daha fazlası her şeyin daha fazlası o da yetmez daha da fazlası “ psikozu üzerine kurulu tüketen ve yetinmeyen nefisler. Daha çabuk daha kolay ama daha fazla mantığına yenik düşen bedenler. Ekran ve tuşlar üzerine kurulan ve gitgide yalnızlaşan yaşamlar. Söyler misiniz dostlar, bu mudur pyrokinesis? Bu mudur bizim beyinlerimizin yarattığı enerjinin maddeye etkisi? Bu nasıl bir beyindir bu nasıl bir etkidir? Neden daha güzele, daha doğruya daha iyiye yönelik düşünmeyiz? Neden bu gücü geleceği aydınlatmaya değil de daha bir karartmaya kullanırız? Bu yaptığımız neye benziyor biliyor musunuz? Kendi ellerimizle inşaat yaparız. Sonra adını cezaevi koyarız. Gün gelir içine girer mahkum olur yatarız. Sonra da ağlamaya başlarız. Hiç suç olmasa ceza da olmaz. Elbette çok mümkün değil bu dediğim. Ama gözyaşını azaltmak elimizde. Yani demem o ki; evrene pozitif enerji yaymak gerek. İyi düşünelim iyi olsun. Nasıl bakarsak öyle görürüz. Adı ne olursa olsun, her şey bizde başlıyor bizde bitiyor, inanın. Çünkü pyrokinesis bizim beynimizden üreyen bir enerji. Her beden de nasıl bir can varsa, her beyinde de bu güç var. Yeter ki; farkında olalım ve iyiye doğruya yönelik kullanalım. Demiri büken beyin gücü taş kalplerimi kıramaz? Bir cismi yerinden kalmaya muktedir olan bu güç, bizleri sevgilerimizde mi buluşturamaz? Yine böylesi bir güç, açlığa mı çare bulamaz? Savaşları ortadan kaldıramaz? Küsleri barıştırıp, ihtiraslara gem vuramaz? Dağları deldiren sevdalar yaşamış bu milletin yüreğiyle, gemileri tepelerden aşıran zekası, dört bir yanından düşmanla çevriliyken bile kazma-kürekle Kurtuluş Savaşı kazanmayı başaran imanı bir araya bir gelse neler olabileceğini tahmin edebiliyor musunuz? Amma, biziz yine engel. Kimden? Neyi bekliyoruz? Biziz bize en büyük engel. Bir kıvılcım yeter koca bir ağacı yakmaya. Amaç bir olmaksa, iri olmaksa, diri olmaksa işte size bir kıvılcım… Hadi dostlar… 2013 bu duygularla gelsin. 2013 beklemediğimiz, gerçek olanlarıyla gelsin. 2013 gönlümüzce istediğimiz, beynimizde düşündüğümüz ne varsa onlarla gelsin. 2013 bize bizle gelsin. 2013’te ben değil biz olalım. Hep olalım ve mutlu olalım…
Sağlıkla, sevgiyle, dostlukla…











